Yazımın başlığına bakıp ta, "Bu adam kendinde mi ki" diye düşünüp, durduk yere kafanızı yormanıza gerek yok. İnanın gayet kendimdeyim ve bir kez daha tekrarlıyorum: Bir dini bayramımızdan daha sağ salim çıktık yaşıyoruz. Ne dersiniz? Hep birlikte şükür edelim mi? Hem de öyle her zaman olduğu gibi 9 güne çıkartılan geçmiş bayramlarımızdan değil. 4 günlük süreçten. "Bu ülkede enflasyon tavan idi değil mi?" "Karpuz'un kilosunun 30 TL'ye satıldığı, domates fiyatlarının pazarda 40-50 TL olduğu Türkiye'de birileri çıkıp enflasyonun olmadığını söylüyorsa o hükümet uşağı" oluyordu sanırım! Yanlış anımsamıyorsam, "Ülkede alım gücü de giderek yok olmaya da yüz tutmuştu!" Vallahi düne kadar tüm bu söylemlere katılmayanlara ben dahil genelde, "Sen başka bir ülkede mi yaşıyorsun" diyenlerin de sayısı hiç küçümsenmeyecek düzeyde olduğu da bir gerçek. Gerçek de, lütfen bir geçin Allah aşkına. Her yer lüks otomobillerle dolu. Yollar tıka basa o araçların işgalinde ve bu ülke hala gariban öyle mi? Geçelim arkadaş, lütfen geçelim ya. Tabi geçecek yol, o yolu verecek insaflı bir sürücü ve de tıkanan yolları açacak, dolayısıyla yoldan geçirecek trafik polisi bulabilirsek. Yok arkadaş. Ne insaf kalmış insanlarımızda ne de sürücüleri insafa davet edecek bayram günü görevlendirilmiş işi sadece yoğunlaşan trafiği rahatlatma görevi tebliğ edilen, trafik polisleri. Oldum olası Bayramlarda özellikle şehirlerarası tatil ne bileyim ziyaret gezintilerim olmamıştır. Ya Bayramlardan birkaç gün önce ya da bayram ortasında veya veya bayram geçtikten 3-4 gün sonra gittiğim yerden dönmüşümdür. Nitekim 3 Haziran'da Muğla Ortaca'ya gittim. Bayram'ın 2. Günü yani herkes tatilini yaparken bindim otobüse döndüm Antalya'ya. Döndük de ama ne dönüş? Ta ki Döşemealtı'na gelinceye kadar. 4 Saat gelip Döşemealtı'na ulaştığımızda memnuniyetlikler herkesin yüzünden resmen okunuyordu. Güver uçurumu girişinin hizasına geldiğimizde trafik kilitlenmez mi? Otobüs şoförünün sürücüsü-ki dikkat edilirse kendisi için kaptan hitabını yapmıyorum. Zira Kaptanlıklar ile ilgili destanlar yazılan bir ülkenin evlatlarıyız, ve o kaptanlara haksızlık etmeme adına şoför deyip geçeceğim. Ne olur gerçek manada şoförlük yaparak hayatlarını kazananlar bana alınmasın, nedenini ileriki günlerde açıkça yazacağım. Dolayısıyla otobüs şoförü aracı 2. Vitese atamıyordu. Herkes kendince yorumlar yapmaya başladı. Kimimiz, "Yol kaza nedeniyle mi kapalı ki?" "Antalya'ya girdik sayılır ama ne de olsa Döşemealtı ve hala köy. Belki de kurbanlıklar sürüsüne denk geldik" gibi bir yığın tahmin toto oynayanlara kadar. Abartmıyorum siz deyin 2, ben diyeyim 3 kilometre ya var ya yok, milim milim aldığımız yol. Yine siz en az 5 bin deyin, ben 7-8 bin desem kafamın ağrıtmayacağı araç kuyruğu. Gele gele trafik lambalarının yer aldığı bir tali kavşağa geldik. Oradan geçtiğimiz anda otobüs şoförü 1-2-3-4 derken vitesi anında 5 ledi. Bir kırmızı ışıktan dolayı binlerce araçta vatandaşa resmen gavur eziyeti yaşatmak arkadaş!. Hem de Döşemealtı tarafından gelip kavşağı kullanacak inanın 2 ya da 3 araç için değişen ışıklardan dolayı. Bu sıkıntıların yaşanmaması mümkün müydü Antalya'da? Önceden belli değil miydi araç yoğunluklarının olacağı? Belli olmasa Antalya Valiliği, "30 Mayıs-11 Haziran 2025 tarihleri arasında trafik tedbirlerimizi arttırdık" diye herkese günler öncesinden neden mesaj atsın ki? Valiliğin mesaj kontürü bolluğu mu var?
Oysa orada sadece beyaz şapkalı satı yada mavi gömlekli bir tane trafik polisi olsa insanların bayramını zehir ettirmez hayır dualarını alırlardı?. Bayramda daha neler olmadı ki. Bizzat şahit olup yaşadıklarımı anlatmakla inanın satırlar yetmeyecek. Kemer yolunda yaşanan ölümlü facianın tanıklarının oluşturduğu araç kuyruğunun tam ortasındaydım. Hele bir de akşam dönüşümüz vardı hatırladıkça kafayı yiyeceğim. Arkası yarın.