Şerife Şekerci

            Antalya, coğrafi kaderi gereği dünyanın ne zaman canı yansa gözlerin ilk çevrildiği duraklardan biri haline geldi. Rusya ve Ukrayna arasındaki krizde bu kentin nasıl bir "can simidi" görevi gördüğüne hepimiz şahitlik ettik. Şimdi ise güneyimizde; ABD, İran ve İsrail üçgeninde tırmanan gerilim, Akdeniz’in bu parlayan yıldızını yeniden jeopolitik bir satranç tahtasına dönüştürüyor. Bir emlak profesyoneli olarak sahada gördüğüm manzara şu: Antalya artık sadece bir tatil cenneti değil, küresel krizlerin ortasında sermayenin ve can güvenliğinin sığındığı "betondan bir kale" olarak görülüyor.

            Olası bir çatışma ortamında Antalya emlak piyasasını bekleyen en büyük paradoks, belirsizliğin getirdiği duraklama ile göçün getirdiği talep patlaması arasındaki o ince çizgidir. İran cephesinden gelecek bir sermaye akışı, özellikle şehrin batı aksında ve lüks segmentinde ciddi bir hareketlilik yaratacaktır. Orta ve üst segment İranlı yatırımcı için Antalya, kültürel yakınlığı ve oturmuş yabancı altyapısıyla her zaman "B planı" listesinin en başında yer alıyor. Ancak bu durum, madalyonun diğer yüzünde yerli alıcı için konuta erişimi daha da zorlaştıran bir fiyat baskısı anlamına geliyor.

            Ekonomik pencereden baktığımızda ise savaşın en acımasız yüzü inşaat maliyetlerinde karşımıza çıkıyor. Küresel enerji fiyatlarındaki her dalgalanma, çimentodan demire kadar her kaleme zam olarak yansırken, müteahhitlerin "önünü görememe" korkusu yeni projelerin hızını kesebilir. Bu da mevcut konut stokunun değerini altınla yarıştırır hale getirecektir. Yani bir yandan yabancı talebiyle şişen fiyatlar, diğer yandan artan maliyetlerle daralan arz; piyasayı tam bir "darboğaz" senaryosuna sürükleyebilir.

            Peki, Avrupalı yatırımcı bu tablonun neresinde? İşte burası en kritik nokta. Çatışma bölgesine coğrafi yakınlık, Batılı yatırımcıda kısa süreli bir "bekle-gör" refleksine neden olabilir. Ancak tarihimize baktığımızda, Antalya’nın bu tür krizlerden her zaman daha güçlenerek ve daha çok talep görerek çıktığını biliyoruz. Güvenlik, bugün dünyadaki en pahalı emtia haline gelmiş durumda ve Antalya bu emtiayı en iyi pazarlayan şehirlerden biri.

            Sonuç olarak; önümüzdeki dönemde emlak ofislerimizde sadece tapu işlemleri değil, dünya siyasetinin mikro yansımalarını konuşacağız. Piyasa, paniğe kapılanlar ile bu kaosu bir fırsat penceresine dönüştürenler arasında ikiye bölünecek. Bizim görevimiz ise bu fırtınalı denizde, yatırımcının rotasını en sakin limana doğru kırmasına rehberlik etmek olacaktır. Unutmamak gerekir ki; dünya ne kadar karışırsa karışsın, başını sokacak güvenli bir çatı arayışı hiçbir zaman bitmeyecek.


ABD İRAN İSRAİL SAVAŞINDA ANTALYA EMLAK NASIL ETKİLENİR

.

6.03.2026 14:52:00

56