Ergün Kurt

        Siyasette bazen bir isim çıkar ve insanlar onu makamıyla değil, mahalleden biri gibi anmaya başlar. İşte bizim çocuk denince akla gelen isimlerden biri de Cem Kotan. Resmî unvanlar, kürsüler, protokol sıraları bir yana; sokakta karşılaştığında selam veren, derdi dinleyen, not alan bir profil çiziyor.
        Yerel siyaset, büyük laflardan çok küçük dokunuşların işidir. Çamurlu bir sokağın asfaltı, karanlık bir parkın ışığı, iş arayan bir gencin umudu… Cem Kotan’ın siyaset dili tam da burada şekilleniyor. İddialı cümlelerden ziyade, “hallederiz” diyen bir pratiklik. Belki de bu yüzden ona “bizim çocuk” deniyor; çünkü ulaşılabilirlik artık en kıymetli meziyet.
         Elbette eleştiriler yok mu? Var. Yerel yönetim, memnuniyet kadar beklenti de üretir. Herkesin derdine aynı hızla yetişmek mümkün değil. Ama siyasetçinin gerçek sınavı, eleştiri karşısındaki tavrıdır. Kotan’ın artı hanesine yazılanlardan biri, kapıyı kapatmaması. Telefonu açması, randevu vermesi, sahaya çıkması.
         Türkiye’de yerel yönetimler, merkezi siyasetin gölgesinde kalmaya meyilli. Oysa hayat tam da belediyelerin dokunduğu yerde akıyor. Bir çocuğun güvenle oynadığı parkta, bir esnafın kepenk açarken hissettiği güvende, bir yaşlının rahatça yürüdüğü kaldırımda… “Bizim çocuk” söylemi romantik bir hitap değil; yerelin sahiplenilmesi demek.
         Cem Kotan için asıl mesele bundan sonra başlıyor. Beklentiler büyüdükçe, sorumluluk da büyür. Samimiyetin sürdürülebilirliği, şeffaflık ve liyakatle mümkün. Mahalle sıcaklığını korurken kurumsal ciddiyeti artırmak, her yerel yöneticinin imtihanı.
        Son söz: Siyaset uzak bir vitrin değil, yakın bir temas işidir. Eğer bir siyasetçiye “bizim çocuk” deniyorsa, bu hem bir iltifat hem de ağır bir emanettir. O emaneti taşımak ise her gün yeniden güven üretmeyi gerektirir.


Bizim Çocuk: Cem Kotan

.

27.02.2026 10:20:00

121