SELAMİ ŞAHİN

        Siyasetin aynası yerel yönetimlerdir deriz her zaman. Halkın kapısına en yakın olan, derdini ilk anlattığı mecra belediyelerdir. Ancak son günlerde Ege’den Akdeniz’e uzanan bir “üstten bakış” rüzgârı esiyor ki, sanırsınız belediye başkanları seçilmiş birer yönetici değil, lütuf dağıtan birer aristokrat!
       Çeşme Belediye Başkanı Lal Denizli’nin ağzından dökülen o talihsiz cümle, aslında bir zihniyetin dışavurumu gibi tarihe geçti: “Değil fikir almak, size söz hakkı vermem bile büyük bir ödül.”
           Bak sen! Demokrasiyi, halkın iradesini ve meclis kürsüsünü bir “ödül” mekanizmasına çevirmişler. Lal  Denizli, o koltuk size fikirleri susturmanız için değil, farklı sesleri dinleyip Çeşme için en iyisini bulmanız için emanet edildi. Söz hakkı bir ödül değildir; anayasal bir haktır, temsilin gereğidir.
          Antalya’da Değişen Bir Şey Yok
Lal Denizli’nin açtığı bu “anti-demokratik” yoldan ilerleyenlerin sayısı azımsanmayacak kadar çok. Antalya Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Büşra Özdemir, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım’a söz vermeyerek benzer bir tahammülsüzlük sergiliyor. Bir belediye başkanının sesini kestiğinizde, aslında o ilçede ona oy veren binlerce vatandaşın sesini kesmiş oluyorsunuz.

        Bitmedi… Korkuteli’nde Saniye Caran, kendi meclis üyelerinden gelen eleştirilere cevap vermek yerine çareyi meclisi kapatmakta buluyor. Eleştiri gelince kaçmak, soru sorulunca kapıyı kilitlemek hangi demokratik kitapta yazıyor?

     Güneşi Balçıkla Sıvayamazsınız
          Bir yanda genel merkez düzeyinde "Yerel Medya Buluşmaları" yapıp, özgür basından ve ifade hürriyetinden dem vuracaksınız; diğer yanda yerelde eleştiri yapanın sesini kısıp, meclis üyelerini azarlayacaksınız. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu?
        CHP yönetimde bayan yöneticilerin bu çelişkili tavrı, halkın gözünden kaçmıyor. Bir yandan sesinizi duyurmaya çalışırken diğer yandan size muhalif olanın sesini kısmaya çalışmak, ancak "güneşi balçıkla sıvamaktır. 
        Siyaset, tahammül sanatıdır. Üstten bakarak, azarlayarak veya susturarak kazanılan zaferler, kâğıttan kaleler gibidir; ilk rüzgârda yıkılır. Halkın size verdiği o "söz hakkını", halkın temsilcilerine çok görmeye başladığınız an, irtifa kaybetmeye başlamışsınız demektir.
         Beyler, hanımlar… Kendinize gelin. O kürsüler sizin şahsi mülkünüz değil, milletin kalbidir.


Büşra Özdemir Lal Denizli’nin izinden ilerliyor. Ya diğerleri

.

11.02.2026 13:57:00

323