Döşemealtı Devlet Hastanesi acil servisi karşısındaki parsellerde uygulanan imar oyunları, belediyenin kendi yazılı beyanlarıyla çelişiyor. Diğer mülk sahiplerinin "ticari alan" taleplerini "10 metrelik yol yaya yoludur, ticari yapılamaz" diyerek reddeden belediyenin, aynı şartlardaki bir parsele imtiyaz tanıması infial yarattı.
Döşemealtı’nda imar planı adaleti sarsılıyor. Çıplaklı Mahallesi 9497 ada 5 parselde gerçekleştirilen ticari dönüşümün, belediyenin geçmişte verdiği resmi yanıtlarla tamamen zıt olduğu ortaya çıktı.
Belediye Kendi Kararıyla Çelişiyor: "Yaya Yolu Ticari Olamaz"
Hastanenin acil servis girişi çevresinde mülkü bulunan çok sayıda vatandaş, bölgenin ticari potansiyeli nedeniyle belediyeye başvurarak imar değişikliği talep etmişti. Ancak Döşemealtı Belediyesi, bu taleplere; "Yol genişliğinin 10 metre olduğu alanlar yaya yolu statüsündedir, teknik olarak ticari alana çevrilemez" şeklinde kesin ve reddedici yanıtlar verdi.
5 Parsele "Özel" İmtiyaz
Vatandaşın taleplerini teknik imkânsızlık gerekçesiyle geri çeviren belediye yönetimi, söz konusu 9497 ada 5 parsel olduğunda ise bu kuralı adeta rafa kaldırdı. Her iki cephesi de belediyenin "ticari yapılamaz" dediği 10 metrelik yollara bakan bu parselin, gizemli bir şekilde ticari alana dönüştürülmesi bölgedeki "eşitlik" ilkesini yerle bir etti.
Mevki Gücü Mü, Hukuk mu?
Bu imtiyazlı kararın arkasında, parsel sahibinin Belediye Başkan Yardımcısı ile olan yakın iş ortaklığı ilişkisinin yattığı iddiaları ise skandalın boyutunu büyütüyor. Kamuoyu şimdi şu soruların yanıtını bekliyor: Diğer vatandaşlara "yol dar, yaya yolu burası" diyerek kapıları kapatan belediye, aynı dar yoldaki bu parsele hangi teknik mucizeyle izin verdi? Belediye yönetimi, kendi koyduğu yasal engelleri sadece "tanıdık" isimler için mi esnetiyor?
Yargı Bu "Kişiye Özel" Planı İnceleyecek
Hukuksuzluğa uğradığını belirten çevre sakinleri, belediyenin vatandaşa verdiği "ret" cevaplarını emsal göstererek dava açtı. "Eğer 10 metrelik yol ticari alan için yetersizse bu parsel nasıl yapıldı; eğer yeterliyse neden diğerlerine izin verilmedi?" sorusu davanın temelini oluşturuyor.