Antalya’nın palmiyeli caddelerinden bakınca her şey yerli yerinde görünüyor. Turizm hareketli, inşaat vinçleri gökyüzüne uzanmaya devam ediyor. Ancak emlak ofislerinin kapısından içeri adımınızı attığınızda, o parlak dış cephenin ardındaki gerçekle yüzleşiyorsunuz: Derin bir sessizlik ve dondurulmuş bir piyasa.
Son dönemde Antalya emlak sektörü, adeta "görünmez bir duvara" toslamış durumda. Alıcı ile satıcı arasında, beklentilerin oluşturduğu uçurum o kadar derinleşti ki, işlem hacmi dibe vurdu. Peki, bu sıkıntıların temelinde ne yatıyor? Bir emlakçı gözüyle bakacak olursak:
Sorunun özü, tamamen bir beklenti ve likidite krizi. Alıcı, faizlerin yüksek seyretmesi ve ekonomik belirsizlik nedeniyle "ucuzlayacak mı?" diye bekliyor. Elindeki nakiti, enflasyon karşısında erimesin diye sıkı sıkıya tutuyor. Satıcı ise, özellikle yüksek döviz kuru döneminde oluşan fiyat hayallerinden tam olarak vazgeçemiyor. Maliyet enflasyonu (inşaat malzemeleri, işçilik) da fiyatların bir miktar dirençli kalmasına neden oluyor. Bu ikilem, piyasayı kilitleyen en büyük etken.
Daha da ötesi, konut sahipleri kredi çekemiyor, potansiyel yatırımcılar ise bankaların sıkı kredi koşulları karşısında eli kolu bağlı hissediyor. Talep var, hatta özellikle Orta ve Doğu Avrupa'dan gelen yabancı alıcı ilgisi canlılığını koruyor. Ancak bu talep, yerli piyasanın genel durgunluğunu tek başına taşıyamıyor.
Herkesin merak ettiği soru bu: "Bu kilitlenme ne zaman sona erecek?" Gözler, doğal olarak Merkez Bankası'nın faiz kararlarına çevrilmiş durumda. Genel kanı, faizlerin düşmeye başlamasıyla birlikte kredi musluklarının açılacağı ve alıcıların piyasaya geri döneceği yönünde. Bu doğru, ancak eksik bir analiz olur.
Evet, faizler düştüğünde bankaların konut kredisi verme isteği artacak ve daha uygun ödeme koşullarıyla ev sahibi olmak isteyen bir kitle piyasaya girecek. Bu, işlem hacminde bir patlama yaratacaktır. Fakat bu noktada asıl dikkat edilmesi gereken senaryo şu: Faiz Düşünce Ev Almak Kolaylaşmayacak, Piyasa Hareketlenecek ve Değerlenecek.
Şöyle açıklayayım: Faizlerin düşüş sinyali verdiği ilk anda, bekleyen alıcılar harekete geçecek. Ancak unutulmamalıdır ki, bu alıcılar aylardır, hatta yıllardır birikim yapmış, fırsat kollayan bir kesim. Talep bir anda artarken, kaliteli ve iyi konumdaki konut arzı aynı hızla çoğalamayacak. Bu da, özellikle talep gören bölgelerde (Konyaaltı, Lara, Muratpaşa'nın merkezi noktaları gibi) fiyatlarda ikinci bir yükseliş dalgasını tetikleyebilir.
Yani, faiz düşüşü, "ucuz ev" bulma fırsatı değil, "daha kolay finansman bulma" fırsatı sunacak. Ancak bu fırsat penceresi, yüksek talep nedeniyle çok kısa sürebilir. Ev almak o an daha kolay görünecek, ama aynı evin fiyat etiketi de muhtemelen daha yüksek olacak.
Antalya emlak piyasasının açılması için faiz indirimlerinin yanı sıra, enflasyondaki net düşüşün de alıcıda "fiyatların stabilize olduğu" hissini yaratması gerekiyor. Bu da 2026'ün ikinci yarısından önce zor görünüyor.
Sonuç olarak, Antalya emlak piyasası zorlu bir geçiş döneminden geçiyor. Faizler düştüğünde bir rahatlama olacak, ancak bu sefer de yükselen taleple birlikte fiyatların hızla toparlanacağı bir sürece hazırlıklı olmalıyız. Gerçek fırsat, belki de tam da herkesin dışarıda beklediği şu anlarda, doğru analizle hareket edenler için gizli.
