Muafiyetle Maliyet Avantajı, Cezaya Rağmen Süren Faaliyet. Çevre İl Müdürlüğü Olayın Farkında mı ?
Antalya’da ferrokrom üretimi yapılan tesis sahasında faaliyet gösteren Apic Toll Cüruf Arıtma İşleme ve Pazarlama LTD. ŞTİ. ile ilgili verilen kararlar büyük tartışmaları beraberinde getirdi. Çevre ve Şehircilik il müdürlüğünün verdiği karar bir çevre skandalını Şehircilik il koydu. Önce “muafiyet” kararıyla sağlanan mali avantaj, ardından çevre izni olmadığı tespit edilmesine rağmen faaliyetin sürmesi olayın boyutunu bir kez daha gözler önüne derdi.
Bilindiği üzere ferrokrom üretimi sırasında ortaya çıkan cürufların işlenmesi ve geri kazanımı, çevre izni ve lisansına tabi faaliyetler arasında yer alıyor. Bu izin süreci; emisyon kontrol sistemlerinden atık bertaraf yükümlülüklerine, düzenli ölçüm ve raporlamadan teknik altyapı yatırımlarına kadar ciddi maliyetler doğuruyor. Ancak Apic Toll firmasına 24 Ocak 2022 tarihli yazıyla çevre izninden muafiyet verildiği ortaya çıktı. Oysa tesisin, atığı üreten ferrokrom fabrikasıyla ayrı tüzel kişiliğe sahip olduğu biliniyor. Bu durum, yönetmelikteki “kendi atığı” ve “kendi tesisi” şartlarının oluşmadığını ortaya koyuyor.
Oysa ki muafiyet kararı yalnızca hukuki bir tartışma değil; aynı zamanda ekonomik bir sonuç da doğuruyor. Çünkü çevre iznine tabi bir tesisin katlanması gereken bertaraf, yatırım ve denetim maliyetlerinden muaf tutulması, ciddi bir mali avantaj anlamına geliyor. Bu avantajın hangi hukuki değerlendirmeye dayanarak sağlandığı ise bilinmiyor.
Bu sorunlar başladığında 5 Eylül 2025’te Antalya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü tarafından firmaya 1 milyon 299 bin TL idari para cezası uygulandı. Gerekçe, çevre izni olmadan faaliyet yürütülmesi olarak açıklandı. Bu karar, daha önce verilen muafiyet yazısının fiilen geçersiz ya da hatalı olduğu sonucunu da beraberinde getiriyor.
Ancak tartışmanın ikinci ve belki de daha çarpıcı boyutu burada ortaya çıkıyor. Çevre izni olmadığı tespit edilen ve para cezası kesilen tesisin faaliyetinin durdurulmadığı, üretimin sürmesi büyük bir skandalın doğmasına neden oluyor. Eğer tesis çevre izni almadan çalışmaya devam ediyorsa, bu durum mevzuatın uygulanması açısından ciddi bir soru işareti yaratıyor.
Dahası, kamuoyunda dile getirilen bir diğer iddia ise tesisin çevre izni alabilecek teknik ve çevresel şartları sağlayamıyor olabileceği yönünde. Eğer bir tesis gerekli kriterleri karşılayamadığı için izin alamıyorsa, buna rağmen faaliyetini sürdürmesi çevresel riskleri daha da büyütüyor.
Ferrokrom cürufu; ağır metal içeriği, toz emisyonu ve yeraltı suyu riski nedeniyle sıkı denetime tabi tutulması gereken bir endüstriyel atık olarak biliniyor. Bu nedenle çevre izni süreci yalnızca bürokratik bir formalite değil, çevresel güvenliğin temel mekanizması olarak kabul ediliyor.
Antalya’da yaşanan bu süreç, bir yandan muafiyetle sağlanan mali avantajı, diğer yandan ceza sonrası da devam ettiği öne sürülen izinsiz faaliyeti gündeme taşıyor. Kamuoyu şimdi şu sorunun yanıtını arıyor: Çevre izni olmadan faaliyet gösterdiği tespit edilen bir tesis nasıl çalışmaya devam edebiliyor ve bu süreçte çevresel güvence nasıl sağlanıyor?