Ergün Kurt

           Türkiye’nin kadim inanç ve kültür mirasında Alevî-Bektaşi geleneği, yüzyıllardır sevgi, hoşgörü ve insan merkezli bir anlayışın taşıyıcısı olmuştur. Bu köklü yolun günümüzdeki kurumsal temsilinde ise dikkat çeken isimlerden biri, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde görev yapan Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı ile anılan Esmâ Ersin’dir.
           Esmâ Ersin, yalnızca bir bürokrat ya da kurum temsilcisi olarak değil; “can” kavramının içini dolduran bir gönül insanı olarak da değerlendirilmektedir. Alevî-Bektaşi öğretisinde “can” olmak; ayrıştırmadan, ötekileştirmeden, insanı Hakk’ın bir tecellisi olarak görmeyi gerektirir. Bu bakış açısı, toplumsal birlik ve beraberliğin en güçlü harcıdır.
      Yolun Işığında Bir Hizmet Anlayışı
           Alevî geleneği; Hacı Bektaş Veli’nin “İncinsen de incitme” düsturuyla, Yunus Emre’nin “Yaratılanı hoş gör Yaradan’dan ötürü” öğretisiyle şekillenmiştir. Bu anlayış, çağlar boyunca Anadolu’nun mayasını yoğurmuş; farklılıkların bir arada yaşayabildiği bir kültürel zemin oluşturmuştur.
           Esmâ Ersin’in ismi de bu kültürel zeminde, Alevî-Bektaşi toplumunun kurumsal temsili ve cemevlerinin görünürlüğü bağlamında öne çıkmaktadır. Cemevleri yalnızca ibadet mekânı değil; aynı zamanda dayanışmanın, paylaşmanın ve kültürel aktarımın merkezleridir. Bu mekânların kurumsal düzeyde desteklenmesi, toplumsal barış adına önemli bir adımdır.
      Genç Bir Kadının Temsili ve Sorumluluğu
           Kadınların tarihsel olarak Alevî-Bektaşi geleneğinde güçlü bir yeri vardır. “Kadın-erkek birdir bizde” anlayışı, yolun temel taşlarındandır. Bu nedenle genç bir Alevî kadının kamusal alanda görünür olması, yalnızca bireysel bir başarı değil; aynı zamanda inanç geleneğinin özündeki eşitlik ilkesinin de yansımasıdır.
           Esmâ Ersin’in ismi etrafında oluşan kamuoyu ilgisi, Alevî toplumunun kültürel haklarının, kimlik taleplerinin ve inanç özgürlüğü çerçevesindeki beklentilerinin daha görünür hale gelmesi açısından da önemlidir. Kurumlar kişilerle değil, ilkelerle ayakta kalır; ancak o ilkeleri temsil eden isimler de sembolik değer taşır.
      Birlik ve Ortak Gelecek
           Türkiye’nin çok kültürlü yapısı, farklı inanç ve düşüncelerin bir arada yaşama iradesiyle güçlenir. Alevî-Bektaşi geleneğinin kamusal düzlemde temsil edilmesi; yalnızca bir inanç grubunun değil, ülkenin kültürel zenginliğinin de tanınması anlamına gelir.
           Esmâ Ersin’in çalışmaları ve temsiliyeti, Alevî toplumunun “can” anlayışını kurumsal zemine taşıma çabasının bir parçası olarak değerlendirilebilir. Bu çaba; ayrışmayı değil, buluşmayı; kırgınlığı değil, onarmayı; sessizliği değil, diyalogu öncelemelidir.
           Sonuç olarak, Alevî kızımız Esmâ Ersin’in ismi etrafında şekillenen tartışmalar, Türkiye’de inanç özgürlüğü, kültürel temsiliyet ve toplumsal barış başlıklarının yeniden düşünülmesine vesile olmaktadır. Önemli olan, bu sürecin karşılıklı saygı ve anlayış temelinde ilerlemesi; Alevî-Bektaşi yolunun özündeki sevgi ve insanlık değerlerinin yaşatılmasıdır.
           Çünkü bu topraklarda “can” olmak, yalnızca bir hitap değil; bir gönül kapısı aralamaktır
           Yol'un açık olsun Esmâ başkanım.


Alevî Kızımız Esmâ Ersin: Canlara Can Olan Bir İsim

.

20.02.2026 09:50:00

139