Eminim özellikle yedi düvel duymuştur, “Döşemealtı Belediyesi : Sıfır lüks, maksimum tasarruf” başlığı altında yazılanları.
Neymiş?
“Döşemealtı, lüks villalar ve zengin sakinleri arasında, kısıtlı bütçesiyle tasarrufta sınırları zorlayan bir belediye örneği sergiliyor” muş.
Ve devamında: “Borç yükünü azaltan minimal harcamalarla yatırımlara hazırlanıyor. Döşemealtı Belediye Başkanı Menderes Dal bir tv programına katıldığı programında anlattı” denmiş.
Ben Başkan Dal’ı başkan olmadan çok evvelden tanır, bilir severim.
2024 yerel seçimler öncesi aday adaylıklarının konuşulduğu sıralarda da, “Döşemealtı’na CHP’den Menderes Dal yakışır. Adamın yıllardır en küçük bir şaibe, Eczanesi ile ilgili yolsuzluk ne bileyim sırf siyaset yapıyor diye olmadık işlerin içine girdiğine asla şahit olana da rastlamadık” diyenlerden birisiyimdir.
Zira doğru tekdir.
Döşemealtı CHP’de de o doğru Menderes Dal idi ve adaylıklar ile ilgili ülkenin her yerinde beklenmedik hatalar yapan Genel Merkez yönetimi şirin ilçemizde en doğru kararı vermiş Dal’a aday yapıp seçimi de kazanmıştı.
Nitekim Menderes Dal görevi partilisi Turgay Genç’ten devraldı.
Aldı da, Dal görevi devraldığı ilk günlerde ne yaşadı?
Dal'ın makam odasındaki eşyalar 100 milyon liralık borcun ödenmemesi üzerine haczedildi. Haciz işlemlerinin ardından başkan plastik sandalye buldurdu ona oturup belediye çalışmalarını yürüttü.
Aynı başkan, Belediye’nin kime ne kadar borcu varsa devasa afişe yazdırıp belediyenin girişine günlerce astırdı.
2 dönemdir maaşları zor kanaat ödene bilen personele doğal olarak Menderes Dal da kör topal ödeme yapa bildi.
Sizin anlayacağınız bir yığın soru yumağı.
Dokunulduğu an ağlamamak için kendini zor tutan bir belediye başkanının yönetmeye çalıştığı Döşemealtı ile ilgili önceki gün bir haber patladı.
Başlık şöyle: Son Dakika! Antalya'da bir belediyeye daha yolsuzluk operasyonu.
Vay arkadaş!.
Duy da şaşırma.
Devamı, “Döşemealtı Belediyesi’ne yönelik yolsuzluk operasyonunda kamu zararına neden oldukları iddiasıyla 10 kişi gözaltına alındı.”
Başkan’ı telefonla aramak normal olur mu diye düşünürken bir dostum, “Şu an olmaz” fikrini ortaya atıverdi.
Nitekim operasyonla ilgili olarak, “Yetkililerden yapılan ilk açıklamalarda, soruşturmanın gizlilikle yürütüldüğü belirtilirken, gözaltı sayısının artabileceği ifade edildi. Şüphelilerin ifadelerinin ardından adliyeye sevk edilmesi bekleniyor1 denilince “Şu an olmaz” telkini çok haklıydı.
Para yok makam odası gitti.
Borç çok devasa afişle deşifre edildi.
Satılmadık gayrimenkulün kalmadığını cümle alem öğrendi.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
İyi de bu neyin yolsuzluğu arkadaş?