Vedat Gürhan

               Sizde Antalyaspor’un ahval durunu nedir.
               Ya da.,
               2025-26 sezonunun ilk haftasından itibaren Kırmızı-Beyazlı ekibin kamuoyu nezdinde o ahval durumu neydi, şimdi nereye gelinmiş halde?
               Öncelikle bizi bilen bilir. Dolayısıyla, son söyleyecek olduğumuzu eveleyip, gevelemeden baştan der geçeriz. 
               Padişaha sormuşlar, “Kaç dostun var” diye. “O tahtan inince belli olur” cevabı vermiş.
               Hayatın gerçekleri işte bunun ta kendisi.
               Vesileyle, “Allah herkese değer verdikçe değişmeyen dostlar nasip etsin.”
               Rıza Perçin, yani Süper Lig’de tutunabilme uğraşı veren Antalyaspor’un başkanı. Ne yazık ki gerek tutum ve davranış. Gerekse zoru başarabilmek adına bir lider, ne bileyim bir spor kulübü başkanı olarak etrafına sevgi çemberi oluşturamamış, bana göre temsilcisi olduğu camiayı başarılı şekilde temsil edememiştir.
               Nasıl mı?
               1993-94 sezonuydu. Antalyaspor tarihinde hiç yer almadığı 3. Lig’e düşüyordu. O zamana kadar 2. Lig’de hep zirveye oynayan kırmızı-Beyazlı ekibin bu durumu herkesi fazlasıyla endişeye soktu. Hüseyin Yılmaz başkanlığındaki yönetim devre arasında, yani ocak ayı ortasında kongre kararı aldı.
               Antalyaspor o genel kuruldan ya güçlenerek çıkıp kümede kalma yolunda amansız bir mücadeleye girecekti. Ya da kaderine razı olacaktı.
               O dönem Yeni İleri Gazetesi olarak, dolayısıyla bendeniz de gazetenin spor müdürü olduğumdan bir şeyler yapmamız gerekiyordu. 
               Yaptık.
               Dedeman Oteli’nde, “Benim mederatörlüğümde Antalyaspor nasıl kurtulur” başlığı altında bit açık oturum gerçekleştirdik.
               Kırmızı-Beyazlı ekibe hizmetleri geçmiş eski-yani futbolcu, eski başkanlar, taraftarlar ne bileyim ileri gelenleri bir araya toplayıp fikirlerini alarak.
               Mekanı cennet olsun, eski başkanlardan Özcan Kırmızıoğlu toplantının özünü söyledi: 15 Ocak’ta yapılacak kongrede arkasına kamuoyunu almış olan bir yönetim göreve gelmezse maalesef Antalyaspor küme düşer.
               Bunun adına ne yapılması gerekiyordu?
               Şehrin belediye başkanının başkanlığında güçlü bir yönetim ile zoru başarmak.
               Ve Hasan Subaşı’na düştü o görev. Kendisi “Hayır” da demedi. Dündar Uluğkay hariç tüm eski başkanların da olduğu bir yönetim kurulu oluştu. Lig’in ikinci yarısında bitmeye yüz tutan umutlar o yönetimle el ele verilip, tüm şehir tek vücut olarak son maça kadar o uğraş sürdü ve Antalyaspor burun farkıyla da olsa kümede kalmayı başardı.
               Bu uğurda çok anlatılacak şeyler var. Ancak pek detaya girmeyeceğim. Sadece takımın en önemli maçlarında tribünlerin kapıları ardına kadar açık olması gerekiyordu öyle yapıldı. Beklenen başarıya da ulaşıldı.
               Hiç kimse hiçbir maçtan evvel ya da sonra para para diye ağlamadı.
               Birlik olunmanın en güzel örnekleri ortaya konuldu.
               İnancın dışına çıkılmadı, başta başkan olmak üzere herkes ayrı telden çalmadı.
               Zor da başarıldı.
               Peki ya bugün?


Davul bile dengi dengine!..

.

16.03.2026 09:40:00

110