
Döşemealtı Belediyesi’nde akıl tutulması mı desek, hukuk katliamı mı desek, yoksa bir "şahsın" kapı kulu olma hali mi desek? Yeşilbayır Mahallesi’nde yaşanan son olay, yerel yönetimin nasıl bir acziyet içinde olduğunu, yasaları nasıl birer "illüzyon" malzemesine dönüştürdüğünü tüm çıplaklığıyla ortaya koydu.
Buket ve Selim Dağlı çiftinin işlettiği mekâna giden belediye ekipleri, öyle bir skandala imza attılar ki, kargalar bile gülmez, ancak hukuk ağlar!
Ortada bir yürütmeyi durdurma kararı var. Yani yargı diyor ki; "Dur, burada hukuksuz bir işlem yapamazsın!" Ama gelin görün ki Döşemealtı Belediyesi için yargı kararı, bir "hatırlı şahsın" baskısı kadar etmiyor. İddialar vahim: Belediye ekipleri kapıya dayanıyor, "Bize çok baskı yapıyorlar, göstermelik bir mühür vuralım da o şahsı susturalım" diyorlar.
Şu rezalete bakın! Koskoca belediye, bir kişinin tatmini için "gözükmez yere mühür takma" pazarlığına giriyor. Mühür dediğin, devletin namusudur, yasanın mührüdür. Siz o mührü, birilerinin gönlü olsun diye fırıncı küreği gibi deponun en dibine, kimsenin görmediği ardiye kapısına saklayarak neyi gizlediğinizi sanıyorsunuz?
O fotoğrafı gönderdiğiniz kişi mutlu oldu mu? Devletin itibarını bir kare fotoğraf uğruna peşkeş çekmek size ne kazandırdı?
Daha da vahimi, bu kanunsuzluğun içinde yer almak istemeyen onurlu personelin izne çıkması! İşin içinde bir "bit yeniği" olduğunu bilenler kaçarken, vekaleti fırsat bilip "şov" yapmaya gelen o personel, devletin mührünü saklambaç oynatır gibi deponun içine saklıyor.
Sormak lazım: Döşemealtı’nda kanunlar kişilere göre mi esnetiliyor?
Belediyede kararları başkanlık makamı mı, yoksa dışarıdan baskı kuran o "gizemli" şahıslar mı veriyor? Adalet, ne zamandan beri "kimse görmesin ama biz yapmış olalım" denilerek saklanan bir nesne haline geldi?
Migros’a Kör, Esnafa Şahin!
Döşemealtı Belediyesi’nin bu keyfiyeti yeni değil. Defalarca yazdık, defalarca uyardık. Arsanın tamamını fütursuzca kullanan Migros başta olmak üzere, ilçedeki devasa kaçak yapılara karşı "üç maymunu" oynayan belediye yönetimi, konu dişine göre kestirdiği esnaf olunca aslan kesiliyor.
Büyük balığa "buyur geç" diyenler, küçük esnafı bir şahsın egosuna kurban etmek için takla üstüne takla atıyor. Bu, sadece bir yönetim hatası değildir; bu bir zihniyet çürümesidir!
Devletin Mührü Oyuncağınız Değildir!
Yargı kararlarını hülle ile yok saymak, bir personelin vekaletini kötüye kullanarak baskıyla iş yapmak Döşemealtı halkına ihanettir. Selim Dağlı yargıya gitti, suç duyurusunda bulundu. Şimdi o "görünmez mührü" vuranlar ve vurduranlar, yarın mahkeme kürsüsünde o şahsın baskısını mazeret olarak sunabilecekler mi?
Döşemealtı Belediyesi bir kurumdur; birilerinin şahsi intikam sahası ya da "şov" merkezi değildir. O mühür deponun içine değil, bu hukuksuzluğu yapanların vicdanına vurulmuştur. Biz bu tiyatronun perdesini kapatmayacağız. O şahsın kim olduğunu, o baskının nereden geldiğini de elbet bir gün yazacağız!
Bakalım o zaman hangi deponun içine saklanacaksınız?