Vedat Gürhan

              Ben 40 yılını hakikatli olarak Gazetecilik mesleğine vermiş birisi olarak yazılarımı yazarken süslü, püslü kelimeler arayıp, aralara sıkıştırarak göstermelik şeyler yapan olmadım hiç.
              Asla olmayan bir şeyi varmış gibi gösterip onun üzerinden gitmeye çalışmadım.
              Ve yaşanmışlıklarladır hep benim işim.
              Milletin derdi, kederi, sıkıntısıdır yolum.
              Hani her yiğidin bir yoğurt yiyişi vardır ya, tabi ki bizim de bir üslubumuz.
              Benimki ne İbrahim Okumamış’a benzer, ne de Selami Şahin’in yazı hitapları bana.
              Zaten her yazar, çizer ayrı olduklarından okunmazlar mı?
              Lafı nereye vardıracağım?
              Kimi zaman Antalyaspor konusunu ele alıyoruz, bazan Büyükşehir ya da alt kademe belediye çalışmalarını gündeme taşımaya gayret gösteriyoruz. 
              Bir bakmışsın eski SSK ile ilgili gelişmeleri buraya taşıyoruz.
              Varsa bir sorun onun çözüm yoluna gidecek olanları göreve davet ederek artık görevimizi yapmış mı oluyoruz, yapmamış mı bilemiyorum.
              Dün de Defterdarlık konusundaki gelişmeyi ele almıştım. O konu çözümle noktalanırsa biz başka ne isteye biliriz ki?
              Ve dünkü yazımdan sonra çok sevdiğim, saydığım eski bürokrat bir kardeşimden şöyle bir yazı aldım:
              “Vedat kardeşim her taraf dökülüyor, bunu en iyi senin gibi dikkatli insanlar görüyor. Zaman zaman trafik cezalarından bahsediyorsun. Çok doğru bir konuya değiniyorsun. Benim ismimle  yazma ama, insanları hükümetten, devletten, uzaklaştıran tamamen tuzak olan uygulamalar var. ”Bu yolda radarla hız kontrolü yapılmaktadır” levhasını koyuyorlar, ama kaç ile gideceğin levhası yok. EDS de 70 82 yazıyor. Mazıdağında Radar var diye bir yere koymuşlar 50 ile gidilmesi gerekiyormuş, hafif üzerine çıktın mı %20 artış.
              Kuzey Çevre yolunda otoban gibi yol radar levhasını koymuşlar, koymuşlar ama kaç ile gideceğin belli değil. Sulh cezaya itiraz ediyoruz konuyla ilgili başka yerlerde mahkeme kararları var, fakat bizimki emniyetin gönderdiği resmi belgelere bakıp levha var veya yok, çünkü yok, dememesine rağmen haklı görüyor. Kaç ile  gidilecekse elliyse 50, doksansa 90, yüzonsa 110 yaz. Geçene ceza kes. 
              Devlet vatandaşına tuzak kurar mı? 
              Bir çok yerde aynı şekilde radar kontrolü var. Kaç ile gidecek elliyle mi gidecek, yetmişle mi gidecek, doksanla mı gidecek ve insanlar hiç yere ceza ödemek durumunda kaldıklarından başta hükümet kendi ayağına sıkıyor. Milletvekilleri ,Vali’ler, Hakimler, Savcılar,
              Kaymakamlar trafik cezası ödemedikleri için vatandaşın derdini de tam anlayabildiklerini  zannetmiyorum. Mevzu oraya geldi mi değinirsen sevinirim.”
              Ben elçiyim.
              Zerre de yorum yapmıyorum.
              Yazan dünün gerçekten önemli bir bürokratı.
              Ama yazısının sonundaki vurgulama var ya, “Milletvekilleri, Valiler, Kaymakam ve hatta Hakim ve Savcılar trafik cezası ödemediklerinden” diye. İşte yazının tek kelimeyle özeti bu.
              Ceza ödemeyen ödeyenin halinden mi anlar?
              Bir misal da benden: Asla insaf göstermeyen trafik polisleri.
              Yanlış mıyım?


Tok, Aç’ın halinden anlar mı?

.

28.11.2025 09:25:00

117