Artık tüm ülkede herkesin ne yazık ki, “Keşkeleri” arttıkça artıyor.
Misal, benim açımdan, “Keşke Süper Lig maçları şimdi bitmiş olsaydı.”
Gerçekten +2 gol averajıyla Lig’de kalmış olacağız da ondan.
Bir başka misal mı?
3 gün sonraki piyango çekilişinden hatırı sayılır bir ikramiye bana çıksa keşke. Paraya kıyıp ikinci biletimi de aldım da. 3 günlük hayale 200 TL verivermişim çok mu?
Efendim bir arkadaşım yolladı.
Süper Lig takımlarının iç sahada oynanan seyirci rakamlarını içeriyor.
Süper Lig’in seyirci olayında da Lideri 389 bin 140 ile Galatasaray konumunda. Sarı-Kırmızılılar bir maçını 42 bin 238 seyirciye oynamış.
İkinci sırada maç başı 38.895 seyirciyle Fenerbahçe, bulunuyor. Ardından da, Beşiktaş ve Trabzon diye sıralanıyor ki 5’nci sırada hiç kimsenin beklemediği bir takım, Kocaelispor yer almış.
Yazımın girişinde de belirttiğim gibi keşke her takımın iç sahada oynadığı maçları izleyen seyircilerinin sayılarına göre değerlendirme yapılsa da, Antalyaspor can çekişiyor halde olmasa.
Kırmızı-Beyazlıların iç sahadaki maçlarını izleyen seyirci sayısının toplamı 65.239 kişi.
Peki ya, “Yazık günah” diyeceğimiz takımlara ne demeli?
Puan cetvelinin son sırasındaki Karagümrük 1.568, Kasımpaşa 2.436, Eyüpspor 3.998, ve hatta Alanyaspor bile sadece 4.016 seyirciye maçını oynamış. Antalyaspor’u maç başına izleyen seyirci sayısı 8.155. Ve bu rakamlarla 12’nci sırada yer almış.
Kocaelispor 16 yıl sonra çıktığı ilk süper lig serüveninde 19 bin 170 maç başı ortalama ile 18 takımlı süper ligde 5. Sırada.
Kendi sahasında sadece Galatasaray’la karşılaşan Kocaelispor, ikinci yarı Trabzonspor, Fenerbahçe, Beşiktaş ( 2) Konya, Göztepe ve Başakşehir maçlarını İzmit'te oynayacak. Dolayısıyla da Yeşil-Siyahlı camiada, “İlk 4 için iddialıyız, bu maçlarla kendimizi oraya atabiliriz” görüşünde.
Bunlar iç saha seyirci araştırmalarının sonuçları da, bir de iç işlerinde araştırma yapılması gereken takımların sayısı hayli fazla.
Başta da Antalyaspor!.
Bilindiği gibi en büyük derdi Teknik adam olayı Kırmızı-Beyazlı ekibin.
Yahu sen Fenerbahçe’yi tutan, Fenerbahçe hastası ama aynı zamanda Antalyaspor’un da başkanı olabilirsin.
Ama her getirmeye kalktığın hocanın da Fenerbahçe orijini olması da neyin nesi arkadaş?
Sanki hem Fenerbahçe hayranı ve hatta Sarı-Lacivertli ekibin kongre üyesi dahi olup Antalyaspor başkanlığını, yöneticiliğini ne bileyim Kırmızı-Beyazlı ekibin var olması için elini taşın altına koymuş nice iş adamlarımız var bu memlekette. Ama ben bu dönem kadar bu işte hastalık derecede bağlılık görmedim arkadaş.
Emre Belözoğlu gitti Erol Bulut geldi. 3-5 maç kalıp paracıkları koydu cebe ardına bile bakmadan çekip gitti şimdi de bir başka Fenerbahçeli Volkan Demirel gündemden düşürülmüyor.
Bu ne yahu?
Bir yıl içinde hem Bodrum hem Hatay’ı küme düşüren ben miyim?
Kim bunların torpili ya da Antalyaspor’a dayatılan?
Yok mu Volkan’dan çok daha fazla yüreği bu şehir ve o şehrin takımı için atan biri?
Yok mu sanıyorsunuz Volkan kadar antrenörlük diploması olan bir babayiğidi?
Not: Köşe yazımı yazıyor olduğum sırada başka bir arkadaşım aradı. “Ne yapıyorsun” diye sorduğunda yazı yazdığımı söyleyince, “Yılbaşı Milli Piyango büyük ikramiyesi sana çıksa ne yaparsın” diye sormaz mı?
O kadar yazdık, fikir beyan ettik. Ama ben biliyordum imalı sorusunun nedenini.
Altta kalır mıyım?
“Bunların batırdığı şirketi ben mi gün yüzüne çıkartacağım? Gider Antalyaspor kombinesini alır vecibemi yerine getirmiş olurum” dedim geçtim.
