Vedat Gürhan

Tarih: 17.12.2025 09:16

Cahilin seviyesi!..

Facebook Twitter Linked-in

         Memleket meseleleri üzerine yazılar yazmaya tabii ki bayılıyorum. Zira soruna, kendi sorunum­muş gibi bakarak yola çıkıyorum da ondan. 
         Zaten yıllardan beri hep bunu yapmıyor muyuz?
         Pazar günü, bir tanıdık dipnot yollamış. Ancak Antalyaspor’un Cumartesi akşamki maçı nedeniyle bugüne kadar gelebildik.
         Ve demiş ki o dost:
         “Cuma günkü hafriyat yazında konuyu yine gündeme getirmişsin. Ne iyi etmişsin de birkaç gelişmeyi yazına sıkıştırmışsın. Ne var ki dedikodu fabrikatörlerini maalesef üstü kapalı geçmişsin. Senin için icazet ne bileyim geri adım atman konusunda da biz takılı kaldık. Bu olayı o kadar mı basite aldın ki?” diye sormaz mı?
         Son demem gerekeni baştan söyleyerek bir hafriyat yazıma daha başlamak istiyorum:

         Vedat Gürhan olarak hiçbir zaman çiğ yemedik ki karnımız ağrısın. Dolayısıyla birileri bize icazet verecek, biz de kendimizce doğru diye çıktığımız yoldan geri döneceğiz, öyle mi?
İnsan yaşamında 40 yıl çok büyük bir süreçtir. Dolayısıyla 40 yıl boyunca asla zikzak yapmamış, kimse tarafından satın alınamamış birisi, ne değişecek de bir icazetle yol güzergâhını değiştirecek?
         Valla ayıptır söylemesi; bizde hatırı olanların bir bakışı dahi bazı şeyler için yeterlidir ama, yolsuzluk, hırsızlık, dolandırıcılık, yetim hakkı yenmesi gibi olaylar bizede varsa gönül bağını bile unutturur.
         Değil ki hafriyat yolsuzluğunda geri adım atmak…
         Evet…
         Bana WhatsApp’tan:
         “Vedat abi nasılsın, iyi misin?
         Daha önce yazmış olduğun bir haber–makale vardı. Hafriyat konusunda üzerine gideceğini söylemiştin. Geçen gün bir yerde Antalyaspor’umuzun sohbeti vardı. ‘Ben olmaz, yapmaz; onun tavrına terstir’ dedim ama sohbet anında konuşulan birilerinden icazet aldı, geri adım attı diyorlar. Doğru mu abi? Samimiyetine inanarak soruyorum” diye yazan kişiyi, kısaca yazıp geçmemeliydim. Ama bir iki konuyu sıcağı sıcağına birleştirmem gerekiyordu, öyle de yaptım.

         Oysa o WhatsApp yazışmalarımızın devamında neler yoktu ki?
         “30 senenin verdiği hatırın mı yok?” dememden tutun da, “Antalyaspor’u içki masalarında meze etmeye, berber koltuklarında geçen dedikodulara alet etmeye kimsenin hakkı olamaz” cümlelerine kadar.
         Yoksa dünkü bebelerin hitapları gibi, “Ben Vedat Gürhan, olmaz yapmaz” dedim de,
         “Tesadüfen halı saha maçına gittiğimizde oradaki tanımadığım bir iki kişinin sohbetine kulak misafiri oldum da…”
         “Bu işler onun tavrına terstir” dedim de.,
         Vs. Vs. Vs.
         Bu gibi bilmem neyini yediğim ayaklarını biz çok gördük.
         Ve “Hadi oradan, hadi!” demesini de en iyi bilenlerdenizdir. Bunu demediğim için de inanın pişman falan değilim.
         Zira cahille oturan cahil kalkar.

         Ortada, evet, bir hafriyat yolsuzluğu var.
         Ve bu yolsuzlukları yapan ya da yapanlar sabit gelir kaynağını yok ederek zararı koca şehrin takımına vermişlerdir.
         Be nedense Antalyaspor Dernek Yönetimini de, A.Ş İdarecilerini de zerre kadar ilgilendirmiyor ki konuyla ilgili en küçük yorumlarını bile görmedim.
         Peki ya Vakıf neden sus pus?
         Kaldı ki Antalyaspor’a zarar verenleri bırakın tanımayı; ben statta yan yana oturup maç bile izlemem.
         Madem ki ortada bir yolsuzluk ve “paraları götürme” olayı var… 
         Memleketin savcıları, hâkimleri de var.

         Şimdi bana WhatsApp’tan yazıp,
         “Vedat Gürhan icazet mi aldı da sustu diyenlere karşı çıktım abi” diyen densiz gibi…
         İki günlük soruşturmadan sonra adli bilgiler durdu ya…
         “Memleketin savcıları hâkimleri için de mi berber koltuklarında icazetten bahsediyorsunuz?” desem, cahilin seviyesine düşmüş olmaz mıyım?


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —