Antalya emlak piyasası, son dönemde yaşanan faiz indirimleriyle birlikte belirgin bir hareketlilik dönemine girdi. Yüksek kredi faizlerinin neden olduğu bekleyiş sona ererken, Merkez Bankası'nın attığı adımlar, birikmiş konut talebini adeta serbest bıraktı. Bu durum, özellikle krediye erişimi kolaylaşan orta gelir grubunu ve ilk kez ev sahibi olmak isteyenleri yeniden pazara çekiyor.
Faizlerin düşüşüyle beraber, konut kredisinin aylık maliyetleri düşüyor ve bu, aynı bütçeyle daha iyi mülklere ulaşma imkânı sunuyor. Ancak, Antalya'nın dinamikleri bu canlanmayı sadece bir kredi kolaylığı olarak sınırlamıyor. Şehrimizin turizm cazibesi ve yabancı yatırımcının sürekli ilgisi, emlak fiyatlarında doğal bir dayanıklılık oluşturuyor. Bu yüzden faiz rüzgârı, zaten güçlü olan talebi daha da şiddetlendiriyor.
Piyasadaki bu yoğunlaşma, ne yazık ki fiyatlar üzerinde yukarı yönlü bir baskı yaratıyor. Yeni konut arzının yüksek inşaat maliyetleri ve imar kısıtlamaları nedeniyle sınırlı kalması, artan talebi karşılamakta yetersiz kalıyor. Bu da hem birinci el hem de ikinci el mülklerin değerini hızla artırıyor.
Hem alıcılar hem de yatırımcılar için bu dönem kritik. Faizlerin cazip olduğu bu ortamı değerlendirmek önemliyken, aceleci kararlar yerine mülkün gerçek değerini ve yasal durumunu iyi analiz etmek gerekiyor. Unutmayalım ki, Antalya’nın gayrimenkulü, ekonomik dalgalanmalarda bile yatırım değerini koruyan güvenli bir liman olmaya devam ediyor. Bu hızlı piyasa ortamında doğru lokasyon ve doğru fiyatla hareket edenler, kazançlı çıkacaktır.
Görüşmek dileğiyle, emlakla kalın.