Günümüzde mülk sahiplerinin ve konut alıcılarının en büyük sınavı ne metrekareler ne de lokasyon; asıl mesele güven. Geçmişte yarım kalan projeler, iflas eden yükleniciler ve kentsel dönüşüm sürecinde ortada kalan ailelerin hikayeleri, haklı olarak bir "imza korkusu" yarattı. İnsanlar haklarını koruyamayacaklarından endişe ettikleri için en temel ihtiyaçları olan barınma ve yenilenme kararlarını ertelemek zorunda kalıyorlar.
Ancak bu güvensizlik döngüsünü kıracak, hem mülk sahibini hem de işini düzgün yapan müteahhidi koruyan güçlü bir kalkanımız var: Bina Tamamlama Sigortası.
Aslında bir süredir hayatımızda olan bu sistem, yaşanan mağduriyetler arttıkça hak ettiği değeri görmeye başladı. Peki, nedir bu sigorta? En basit haliyle; bir inşaat projesinin bitiş çizgisini garanti altına alan bir "sadakat senedi"dir. Müteahhit işini yarım bırakırsa, iflas ederse ya da öngörülemeyen sebeplerle projeyi teslim edemezse devreye sigorta şirketi giriyor.
Bu noktada sistem size iki seçenek sunuyor: Ya inşaatın kaldığı yerden tamamlanıp size teslim edilmesini sağlıyor ya da bugüne kadar ödediğiniz tüm bedeli iade ederek sizi koruma altına alıyor. Özellikle ön ödemeli konut satışlarında ve kentsel dönüşüm projelerinde yasal bir zorunluluk olan bu poliçe, aslında "sizi sizden daha çok düşünen" bir mekanizma gibi çalışıyor.
İnşaat sektörü için güven, çimentodan daha önemli bir harçtır. Bina Tamamlama Sigortası'nın yaygınlaşması, mülk sahiplerinin kağıt üzerine attığı imzaların sadece birer mürekkep lekesi değil, birer devlet ve sigorta güvencesi olduğunu kanıtlıyor.
Artık tedirginlik yerini huzura bırakmalı. Çünkü biliyoruz ki güven güzeldir, ancak sigorta ile tescillenmiş bir güven çok daha değerlidir. Yarım kalan hayallerin değil, zamanında teslim edilen mutlu yuvaların çoğaldığı bir gelecek için bu güvenceye sarılmakta fayda var.
