Bir tane Milli Piyango aldım.
Altını çizeyim: Hırs yapıp 2000 TL’yi de basıp 10’lu bir seri falan değil.
Sadece bir tane.
200 TL verdi diye de üç gün “yandık bittik” edebiyatı yapanlar, lütfen uzaktan izlesin.
Ama o 200 lira var ya…
15 gündür beni öyle bir zengin etti ki, banka hesabım utandı.
Meğer hayal kurmanın da bir piyasa değeri varmış.
200 TL ya.
Ülkenin en büyük banknotu ama bir tabak kurufulye-pilava dahi denk gelmeyen miktar.
Ne var ki Milli Piyango için verip aldığımdan dolayı helali hoş olsun, anamın ak sütü gibi!.
Büyük ikramiye bana çıkmış.
Ben öyle “Aman kimse duymasın”,
“Şoför değiştir, adres gizle” tayfasından değilim.
Ben kazanırsam, yedi cihan duyar.
Duymayan olursa da megafon alır duyururum!.
Eminim birileri pusuda bekler:
“Bu yaştan sonra gelen paraya hay o paraya mı diyecek?” diye.
Yok öyle yağma.
Gelen paraya, “Geç kaldın” denmez, “Hoş geldin” denir.
Zenginin parası garibanın çenesini fena yorar da, ne yazık ki o milyonlar ben gibi garibana çıkarsa da değerini zenginin bildiği kadar bilemeyeceğimiz kesin.
Zira bana göre, “Gariban nasılsa öleceğiz” mantığıyla.,
Zengin ise, “Paraya ne yapar eder de para kazandırırım” diye diye yaşar da ondan.
Dargın olduğun hısım, akraba, eş-dost geçmişi bir çırpıda unutuverir.
Dünyanın en bonkör, en vefalı, en dürüst ve sevecen kişisi sen oluverirsin onların gözlerinde.
Kime ne olursam olayım ya.,
“Bir dönüm bostan, tan gel yat oğlum Osman” pardon Vedat diyecektim, sürerdim keyfimi ve altıma aldığım son model arabayı sür bildiğim yere kadar.
Hem de ardıma dahi bakmadan.
Sen nelere kadirmişsin 200 TL?
Bir öğle yemeğinde karnımızı doyurmaya bile zor yetiyorsun ama günlerdir ülkenin en zengin, en kural tanımaz ve keyifli adamı yapıverdin beni.
Önümüzdeki Çarşamba yani 31 Aralık gecesine kadar da o hayaller hep benimle olacak ya.
Bu servet bana yeter.