Kardelen Şerife Çelik

Tarih: 21.02.2026 15:41

HORTUM ÇİFTÇİYİ VURDU: TARSİM SİGORTASI OLANLAR KURTULDU

Facebook Twitter Linked-in

          Son günlerde gökyüzü adeta delindi, fırtına dindi derken hortum felaketiyle sarsıldık. Güzel Antalya’mızın o meşhur portakalları yerlere serildi, binbir emekle büyütülen çilek bahçeleri suya gömüldü, seralarımızın hali ise tam anlamıyla içler acısı... Çiftçimizin nasırlı elleriyle toprağa ektiği umutlar, bir gecede doğanın öfkesine yenik düştü. Ancak bu kara tablonun içinde bir nebze de olsa nefes alanlar, yüzü gülenler vardı. Onlar, "Ne gerek var?" demeyip vaktinde önlemini alan, TARSİM sigortasını yaptıran üreticilerimizdi.

          Aslında TARSİM dediğimiz kurum sadece bir sigorta şirketi değil, çiftçinin en zor gününde yanında biten gerçek bir yol arkadaşıdır. Önüne geçilemeyen doğal afetlerde çiftçinin feryadını duyan, yarasına merhem olan ilk kapıdır. TARSİM öncesinde tedbirini alan çiftçilerimiz için bu sistem, felaket anında bir can simidi görevi görüyor. Yaşanan mağduriyeti yerinde dinleyen, fizibilite raporlarıyla zararı bilimsel olarak ortaya koyan bu yapı, maddi desteğin ötesinde üreticiye manevi bir güç ve yeniden başlama azmi aşılıyor. Zorda kalan çiftçimiz için TARSİM, karanlığın ortasındaki bir umut ışığıdır.

          Maalesef bugün geldiğimiz noktada, bu büyük imkândan faydalanan çiftçi sayımız hala beklediğimiz seviyelerde değil. Toplumumuzda genel bir ön yargı, "Sigorta ne işe yarayacak?" diyen bir karamsarlık her zaman var. Oysa bu güvensizliğin temelinde çoğu zaman poliçe aşamasındaki ihmaller ve kurallara uymama konusu yatıyor. TARSİM, sadece bir kâğıt parçası imzalatmak değil, tam bir denetim ve bilinçle yapıldığında çiftçinin en sağlam kalesi olur. Poliçe başlangıcında genel şartları yerine getiren, serasını, tarlasını, meyve bahçesini veya hayvanını kayıt altına aldıran üreticimiz, bu sistemin faydasını her afet sonrası bizzat tecrübe ediyor.

          Şunu iyi bilmeliyiz ki; korkulduğu gibi ortada afaki rakamlar yok. Ödenen o küçük primler, yeri geldiğinde devasa tazminat ödemelerine dönüşerek çiftçimizin ayağa kalkmasına, "Bitti" denilen yerden yeniden başlamasına güç oluyor. Bugün tedbir almayan bazı çiftçilerimiz yaşadıkları ağır kayıp sonrası "Tövbe, bir daha bu işe girmem" diye karamsarlığa kapılmış durumda. Eğer biz bu korkuya teslim olursak, seneye soframızda ürün azalacak, fiyatlar ise ateş pahası olacak. Bu durum sadece çiftçiyi değil, hepimizi yakacak.

          Benim güzel vatanımın güzel çiftçisi her ne kadar mağdur olsa da, her ne kadar kafası karışık olsa da üretimden kolay kolay vazgeçmeyecektir, buna yürekten inanıyorum. Türk milleti pes etmez, hele ki toprağına sevdalı çiftçimiz asla vazgeçmez. Bu acı tecrübelerden ders çıkararak, gelecek yıllarda riskleri en aza indirmenin yollarını bulacaklardır. Bilinçli üreticiler olarak, emeğimizi şansa değil, güvene ve tedbire emanet etme vakti geldi de geçiyor.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —