Antalya’nın kalbi sayılan Muratpaşa ilçesine bağlı Kızılarık Mahallesi… Yıllardır Alevî canların yoğun olarak yaşadığı, farklı inanç ve kimliklerden yurttaşların yan yana, omuz omuza hayat kurduğu bir yer. Bu mahalle sadece evlerden ibaret değil; dayanışmanın, komşuluğun ve birlikte yaşama kültürünün canlı bir örneği.
Ancak Kızılarık’ta yıllardır çözülemeyen bir mülkiyet sorunu var. Devlete ait araziler üzerine zamanında barınma ihtiyacıyla kurulan evler, bugün hâlâ “işgal” statüsünde görünüyor. Oysa burada yaşayan insanlar ne rant peşinde koştu ne de kamu malına zarar verdi. Aksine, sahipsiz bırakılan toprakları koruyup sahiplenerek yaşam alanına dönüştürdüler. Elektriğini, suyunu bağladı; sokaklarını kurdu; mahallesini büyüttü.
Gelinen noktada ise tablo ağır: On yıllardır aynı evde yaşayan insanlar tapusuz. Hukuken belirsizlik içinde, fiilen mağdur durumda. Çocuklar o evlerde büyüdü, torunlar doğdu ama hâlâ “geçici” sayılıyorlar. Bu belirsizlik sadece mülkiyet meselesi değil; sosyal güvence, ekonomik istikrar ve insan onuru meselesidir.
Merkezî hükümet de yerel yönetim de bugüne dek kalıcı bir çözüm üretemedi. Oysa mesele siyasetin konusu değil, adaletin konusudur. Devlet, vatandaşına güven vermek zorundadır. Yıllardır aynı yerde yaşayan, kamu düzenini bozmayan, toplumsal barışı güçlendiren yurttaşları “işgalci” statüsünde bırakmak hukuk devleti ilkesine yakışmaz.
Çözüm zor değil. Türkiye’nin pek çok yerinde benzer sorunlar için imar affı, kentsel dönüşüm, rayiç bedelle satış ya da uzun vadeli ödeme planları gibi modeller uygulandı. Kızılarık için de şeffaf, adil ve kimseyi dışlamayan bir mülkiyet düzenlemesi yapılabilir. Devlet, siyasi hesap yapmadan; yerel yönetimle eşgüdüm içinde; mahalle sakinlerini muhatap alarak bu sorunu çözebilir.
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus şudur: Bu mesele bir inanç grubuna indirgenmemelidir. Kızılarık’ta yaşayan herkes —Alevî, Sünnî ya da başka bir inanca mensup— aynı hukuki belirsizliği yaşıyor. Dolayısıyla çözüm de kapsayıcı olmalıdır. Hak temelli, eşit yurttaşlık anlayışıyla…
Toplumsal barış, büyük laflarla değil; küçük ama adil adımlarla güçlenir. Kızılarık Mahallesi’nde atılacak bir mülkiyet adımı, sadece tapu sorunu çözmeyecek; devlete olan güveni de pekiştirecektir.
Devletin görevi vatandaşını mağdur etmek değil, mağduriyetini gidermektir. Kızılarık’ta beklenen tam da budur: Siyasete malzeme edilmeyen, adil, kalıcı ve insan onuruna yakışır bir çözüm.
